21 Eylül 2015 Pazartesi

Yalnızca Arzulardan Oluşmayan Varlık: İnsan

          İnsan arzuları hislerden farklıdır. Şayet yalnızca arzuların güdümünde hareket edilirse insanın yaratılışında var olan diğer hasletlerine zarar verilebilir. İnsan, bünyesinde yalnızca hayvani arzuları barındırmaz. Biyolojik olarak memeli kategorisinde bulunuyor olması, insanın düşünen, hisseden, yeri geldiğinde iradesiyle koyulan her sınırı aşabilecen bir yapıya sahip olduğu gerçeğini değiştirmez ve insanı diğer tüm canlılardan farklı kılan da bu özellikleridir. Yaratıcının "din kuralları" altında insana hayatının en önemsiz işlerinde bile izleyeceği yolu göstermesi insan için hediyedir. Çünkü insanın varlığının her ayrıntısına hakim olabilmesi mümkün değildir. Karmaşık ve çok fonksiyonlu elektronik bir aletin fiziki yapısını, devrelerinin dizilişini bunun yanında tüm fonksiyonlarını ve bu fonksiyonların nasıl kullanılacağını en mükemmel şekilde bilen yalnızca onu üreten kişidir. Şayet üretici bu bilgileri kullanım klavuzu ya da tanıtım videoları gibi şekillerle paylaşmazsa bir kişinin bu ürünü yeniden dizayn edebilecek kadar bilmesi çok uzun sürer. Yeniden dizayn etmekten de öte farklı kombinasyonlarla farklı işlevler görebilen bir aletin tüm fonksiyonlarını keşfetmek de bir hayli uğraş gerektirir. Ve kişinin bu durumda tüm fonksiyonları keşfettiği iddiasında bulunabilmesi de zordur. İnsan; fizyolojik, psikolojik ve sosyal olarak çok çok daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Kendi içinde 21. yüzyıl teknolojisinin hala yüzlerce yıl geride bulunduğu bir elektronik veri aktarım ağına sahiptir. Psikolojik yapısının nasıl değiştiği bu elektronik veri ağındaki sinyallerin sıklığı, rotası, vb. nedenlerle açıklanabilirken nedeni açıklanamamaktadır. İnsan nasıl mutlu olur sorusuna hormonal dengedeki değişim açıklanarak cevap verilebilirken insan neden mutlu olur sorusunun nesnel bir cevabı yahut fiziksel olarak açıklanabilecek bir yanıtı yoktur. Tüm bunlar insanın karmaşıklardan daha karmaşık bir yapıya sahip olduğunun göstergeleridir. Böylesine karmaşık bir yapıya sahip bir insan, arzuların güdümünde yalnızca o anki alacağı lezzete odaklanarak hareket ederse şayet, yaratılışında kendisine verilen psikolojik yapısına, insanlarla ilişkilerinde işine yarayan sosyal yapısına zarar verebilir ve günümüzde de çoğunlukla bu olmaktadır. Zenginlerin mutluluk oranlarının bir hayli düşük olması, intihar oranlarının gün geçtikçe artması, boşanan çift sayısındaki artışlar, insanın kendisine farkında olmadan verdiği zararın sonuçları olsa gerek.
          Bu sebeptendir ki hayatı düzenleyen din kuralları, hadislerle tavsiye edilenler, bizim gözardı ettiğimiz pek çok özelliğimizi de hesaba katar ve hepsinin düzenli ve huzurlu şekilde işlemesini sağlar. Elbette ki bu sorgulayıcı olmamayı, bağnaz ve dogmatik olmayı gerektirmez. Eleştirel yaklaşmak, bazı felsefi yaklaşımlarda kabul edildiği gibi varlığı kesin olan şeylerin dahi yokluğunu iddia etmeye varmadığı sürece, yani dengeli olduğu müddetçe meselelerin daha iyi anlaşılmasını ve düzenli ilmi birikim sahibi olmayı sağlar. Her şeyde ölçülü olmak, hayatı monoton yapmaz, tam aksine insanın sahip olduğu mücevherlerin açığa çıkmasına yardımcı olur.

Not: Bu yazı Mustafa Ulusoy'un "Yakınlık" kitabındaki "Aldatmak" başlıklı yazısını okuduktan sonraki düşüncelerimi ihtiva etmektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder